TÜRKÇE DERSİNE NASIL ÇALIŞMALIYIM
Türkçe dersini çalışma planınız soruların şeklini ve tarzını ele almakla başlamalıdır. Genelde branş öğretmenlerine sorulduğu zaman karşımıza farklı oranlarda ağırlıklar gelmektedir. Sözcük anlamı, cümlede anlam, yazım, imla, noktalama, dilbilgisi ve paragraf bilgisi konu başlıkları olarak ele alınabilir.
Dilbilgisi çalışma ve konularla ilgili ayrıntılı bilgiler bilinmeden soru çözmeye başlamamak en iyi yoldur. Türkçe, dilbilgisi ve paragraf hepsi birbirinin devamıdır. Yorum yeteneği okuduğunu anlama sözel yeteneğin geliştirilmesi ile alakalıdır. Sözel yeteneğizi geliştirmek için bolca kitap okumak gerekmektedir. Bu güzel alışkanlık sadece sınavlarla alakalı değildir, ömür boyu devam etmesi gereken bir özellik olmalıdır. Bilgi eksikliklerini gidermiş öğrenciler, konu çalışmanın yanı sıra bolca paragraf soruları çözmelidir. Çok kitap okumanın veya kitap okumanın tabii ki Türkçe` de iyi netler yapmaya katkı sağlayacağını söylemek mümkündür. Kitap okumak metin okuma ve uzun metinleri daha kolay algılama sonucunu doğurur bunun yanı sıra yorum kabiliyetinin gelişimini sağlar. Burada bir noktaya temas ederek kitap okumayı bitirmek istiyorum. Kitap gece yatarken sadece okunacak bir okuma şekli değildir. O zaman uyku getiren bir araç haline dönüşür. Düzenli kitap okuyanların yatarken de kitap okumalarını tavsiye ediyorum.
Sözün kısası sorular uzun ben bu soruyu yapamam demeden uzun sorular okumaya çalışılmalı ve çözümleri bulunmalıdır.
Sınavlarda en sık yapılan hatalardan birine örnekle (OGES 2010 8. Sınıf 14. soru) açıklayacak olursak,
14. Herhangi bir resimden söz eden bir yazıyı okuduktan sonra, siz gene de bu resmin kendisini okumaya çalışın. Kuşkusuz, bu okuma sizden çok özel bir çaba ister. Ancak bu çabanın sonunda yepyeni bir dünya keşfedeceğinizi unutmayın. Biz yazarların sözcükleri bir pusula işlevi görür, o kadar...
Yazarın vermek istediği mesaj dikkate alındığında bu parça, aşağıdakilerin hangisiyle devam ettirilmelidir?
A) Ressamların çizgileri ve renkleri ise bu dünyanın içinde başka dünyaların var olduğunu gösterir.
B) Resim sanatının her şeyden önce bir renk sanatı olduğuna inanan ressam, nasıl olup da bu denli az renkle yetinebilir.
C) Ressamın nesnelere olan düşkünlüğü, renk yoğunluğuna ulaşmak istemesinden kaynaklanır.
D) Birçok kez yazdım, bana göre resimde zaman ögesi yoktur.
Öğrenciler bazıları bu tarz sorularda öncelikle metni okuduktan sonra soruyu okumakta, tekrar metne geri dönerek cevabı aramaktadır. Bu sınavda yapılan taktiksel bir hatadır. Çünkü zaman kaybına neden olmaktadır. Sınavda diğer sorulara ayrılan zaman daralmakta ve öğrenci üzerindeki baskıyı arttırmaktadır.
Sorunun cevabını ulaşmak için uygulanacak adımlar sırasıyla 3 basamakta açıklayacak olursak, (Her sorunun çözümünde farklı taktikler kullanılabilir!)
1. Adımda soruyu anlamalıyız. (Soruyu anlamak çözüme ulaşmada önemli bir adımdır.)
Yazarın vermek istediği mesaj dikkate alındığında bu parça, aşağıdakilerin hangisiyle devam ettirilmelidir?
Soru bizden istediği, yazarın vermek istediği mesajı en uygun tamamlayan cevabı aramaktır. (Soru kökü dikkatli okunmalıdır, bazı soru kökleri olumlu bazıları olumsuzdur.)?
2. Adımda metni okuyalım.
Herhangi bir resimden söz eden bir yazıyı okuduktan sonra, siz gene de bu resmin kendisini okumaya çalışın. Kuşkusuz, bu okuma sizden çok özel bir çaba ister. Ancak bu çabanın sonunda yepyeni bir dünya keşfedeceğinizi unutmayın. Biz yazarların sözcükleri bir pusula işlevi görür, o kadar...
Parçadan şu anlam çıkarılabilir.
Resmin kendisini okuma çabası, yazarın resme baktığından daha farklı olarak resme bakabilmektir. Bu çaba, farklı bir dünyayı keşfetmenizi sağlayabilir. Yazarın anlattıkları okuyuculara başka dünyalara ulaşmada bir yön gösterici olmaktadır.
3. Adımda şıkları okuyalım, yazarın mesajını en doğru tamamlayan cevabı bulalım.
A) Ressamların çizgileri ve renkleri ise bu dünyanın içinde başka dünyaların var olduğunu gösterir.