Mustafa Kemal Atatürk, yaşamının her döneminde kitapla bütünleşmiştir. Bu okuma
sevgisinin kendisine sağladığı bilgi birikimini zaman zaman yazmaya dönüştüren Atatürk,
yaşamının farklı dönemlerinde farklı konularda kitaplar yazmıştır. Yazdıkları gerek
güncelliği, gerekse yol göstericiliği açısından bu gün dahi tartışmasız greçekleri
içermektedir.
Subay ve Komutan ile Konuşmalar
"Subay ve Komutan ile Konuşmalar" Atatürkün askerliğe ilişkin eserlerinin en önemlilerinden
birisidir. Bu eser, Atatürk, 1914 yılında Kurmay Yarbay rütbesiyle Sofya askeri
Ataşesi olarak bulunduğu sırada, Nuri conker'in "Zabit ve Kumandan (Subay ve Komutan)"
adlı kitabına karşılık olarak yazılmıştır.
Genç subayın, içinde bulunduğu ordudaki aksaklıkları, hataları nasıl sezdiğini;
bunlara karşı tepkisiz kalmayarak üst makamlara hatalar ve çözüm yollarını nasıl
sunduğunu; ülkenin içinde bulunduğu askeri ve siyasal durumdan duyduğu acıları kitabın
birinci bölümünde bulmaktayız.
Atatürk, bir subayın taşıması gereken özveri, ölümü göze alma, emri altındakileri
sevk ve idare edebilme, taarruz ruhu, insiyatif özellikleri hakkında, Nuri Conker'in
görüşlerine katılmış ve kendi düşüncelerini de çeşitli örneklerle destekleyerek
açıklamıştır.
Bunların yanı sıra, Türk kadınının, aslında toplumu yaratmada çok etkili olabilecekken,
suskunluğu seçtiğini bütün açıklığıyla ortaya koymaktan kendini alamamıştır. Türk
ulusu hakkında ise "kuşkusuz bizim ulusumuzun karakteri de bütün karakterler gibi
yükselmeye ve istenen şekle girmeye elverişlidir. Fakat kendi kendisine olmak koşuluyla..."dedikten
sonra, dışardan ulusumuzun karakterine yapılmak istenen etkilerin amacına ulaşamayacağını
vurgulamıştır.
Subaylarda ve erlerdeki inisiyatif özelliğine eserinde geniş bir bölüm ayıran Atatürk,
kendi dönemindeki ile daha önceki dönemlerde Osmanlı ordusunu kıyaslamıştır. Özellikle
Trablusgarp Savaşı'nda edindiği deneyimler ile kendiliğinden hareket ve iş görme
özelliğinin, olması gereken sınırını göstermiştir.
Atatürk, eserin son bölümünde, Kuzey Afrika'da birlikte çarpıştığı korkusuz ve yiğit
silah arkadaşlarını anmış ve onları "yüksek askerlik niteliklerine" sahip insanlar
olarak tanımlamıştır. Bu davranışı O'nun diğer bütün üstünlüklerinin yanı sıra insancıl
yönünede tanıklık eder.
Geometri
Atatürk bu kitabı ölümünden birbuçuk yıl önce III. Türk Dil Kurultayından hemen
sonra 1936-1937 yılı kış aylarında Dolmabahçe Sarayında kendi eliyle yazmıştır.
Atatürk Arapça ve Farsça terimlerle dolu ders kitaplarının öğrenciler açısından
öğrenimi geciktireceğini düşünmüştü.
Taktik ve Tatbikat
Bu eserinde, bir muharebeyi sevk ve idarede belirli kuralların olamadığını vurgulaması
yanında, komutan olan kişinin nitelikleri üzerinde de durmuştur. Bunlar ise; birliğini
barışta ve savaşta eğitmek, yönetmek ve gözetmekteki üstün başarı, elindeki kuvvetin
eksikliğini giderecek düşünce gücü ve astlarından her konuda üstünlüğü sağlamaktır.
Bunun yanında, kişisel cesaret, başkalarının hareketini önceden seziş ve harekatını
en uygun zamanda yapabilme yeteneği olmalıdır. Ortak amacın gerçekleştirilebilmesi
için birliklerini başarılı bir şekilde yönetmeli, astları üzerinde etkili olmalı
ve otoritesini kurabilmelidir.
Bu eserde ayrıca bir komutanın başarılı olabilmesi için bu kuralları sadece okumuş
ve öğremiş olmanın yeterli olamadığı, bunların tatbikatının da önemi belirtilmiştir.
Takımın Muhabere Eğitimi
Bu kitap; Berlin Askeri Üniversitesi eski müdürlerinden General Litzmann'ın "Seferber
Mevcudunda Takım, Bölük ve Taburun Muharebe Talimleri" adlı eserinin ilk bölümünü
oluşturmakta olup, Selanik'te 3.Ordu Karargahı'nda görevli, Kurmay Kıdemli Yüzbaşı
Mustafa Kemal tarafından Almanca'dan Osmanlıca diline çevrilmiş ve 1908 yılında
Selanik Asır Matbaasında basılmıştır.
Kitabın özü; seferi tam mevcutlu bir takımın, değişik hava şartları ve çeşitli arazide,
basit bir mesele içinde muharebe yöntemlerinin uygulaması, avcı hattı teşkiliyle
bir avcı hattının ateş muharebesi üzerinde toplanmaktadır.
Mustafa Kemal Paşa, subayların arazide yetiştirilmesini amaçlayan tatbikatın, önemini
vurgulayan bu eserini, 1911 yılında 5. Kolordu Harekat Şube Müdürü iken yazmıştır.
Bu eserde, karşılıklı olarak kırmızı ve mavi muharebe birliklerinin Selanik-Kılkış
arasında yaptıkları savunma ve taarruz uygulamalarının değerlendirilmesi yapılmıştır.
Cumalı Ordugahı
Cumalı Ordugahı; Makedonya bölgesinde, Köprülü - İştip yolu üzerinde bulunmaktadır.
Bu ordugahta, 3. Süvari Tümen Komutanı Tuğgeneral Suphi Paşa'nın komutası altında
kurulan bir süvari tugayına eğitim ve manevra yaptırılmıştır. Bu manevraya katılan
Mustafa Kemal, "Cumalı Ordugahı" adlı eserini yazmış; süvari, bölük, alay, tugay
eğitim ve manevralarını anlatmıştır.
Mustafa Kemal bir kurmay subay olarak teorik bilgilere önem vermekte, ancak askeri
tatbikat ve manevralardan sadece katılanların yararlanmasını yeterli görmemektedir.
Bu yüzden, 10 gün süren bu tatbikat sırasında tututuğu gözlem notlarını, hazırlanan
meseleleri ve komutanların yaptıkları eleştirileri yazmış, bol kroki ile küçük bir
broşür haline dönüştürmüştür.
12 Eylül 1909'da tamamladığı bu eseri, Selanik'te 1909 yılında matbaa harfleriyle
basılmıştır. Eser; 39 sayfa metin ve 7 adet krokiden oluşmaktadır.
Bölük Muhabere Eğitimi
"Bölük Muharebe Eğitimi" olarak yayınlanan eser, meskun yerlerde muharebe, savunma
ve taarruz konularını kapsamaktadır. Meskun yerlerin sınırlayıcı durumlarının muharebeye
etkisi, savunma mevziinin seçimi, savunma mevziinin hazırlanması, ateş sahalarının
temizlenmesi, ateş taksimi, ateş tutmayan ölü bölgelerin kapatılması ve mevziin
işgali gibi savunmanın esasını oluşturan konular işlenmiştir. Ayrıca taarruzda birliğin
aldığı tertip ve düzen, ilerleme, ateş üstünlüğü, ihtiyatların kullanılması gibi
taarruz harekatında her zaman karşılaşılacak konular ele alınmıştır. Genç Kurmay
Önyüzbaşı Mustafa Kemal (Atatürk) tarafından, Almanca aslından tercüme edilen ve
bağlı olduğu ordunun eğitimine katkısı olan bu eserden yeni nesillerin de faydalanabilmeleri
için bugünkü Türkçe'ye çevrilmiştir.
Nutuk
Yurdumuzun parçalanıp, işgal edildiği günlerden başlayarak, Türk tarihinde bir dönüm
noktası olan İstiklal Savaşı'nı, Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşunu ve inkılapların
yapılışını anlatan Nutuk, siyasi ve milli tarihimizin birinci elden, değerli bir
kaynak eseridir.
Atatürk'ün kendi kaleminden çıkan bu eser, yine Atatürk tarafından, Cumhuriyet Halk
Partisi'nin 15-20 Ekim 1927 tarihleri arasında Ankara'da toplanan İkinci Kurultayı'nda
36,5 saat süren ve altı günde okunan tarihi bir hitabeye dayandığı için Nutuk adını
almıştır.
Nutuk, yalnız geçmiş devrin bir hikayesi olarak dünümüzü anlatmakla kalmayıp, yakın
tarihimizden alınan ibret dolu tecrübelerle, milli varlığımızın bugününe de yarınına
da ışık tutabilen bir değer taşımaktadır. Nutuk, milleti ülkenin geleceğini belirleyecek
olan milli birlik ilkesi etrafında bilinçlendirip, kenetlendirerek, milli irade
ve milli hakimiyet kavramlarının harekete dönüştürülmesi yoluyla, Türkiye Büyük
Millet Meclisi'nin kuruluşundan Cumhuriyetin ilanına kadar uzanan başarılı bir tarihi
akışın hikayesidir.
Nutuk ilk defa 1927 yılında, biri asıl metin, diğeri belgeler olmak üzere Arap harfleriyle
iki cilt olarak yayınlanmıştır. Aynı yıl, tek cilt halinde lüks bir baskısı da yapılmıştır.
Yazı inkılabından sonra, bu ilk metnin okunması güçleştiğinden, 1934 yılında, Milli
Eğitim Bakanlığınca üç cilt olarak yeniden basılmıştır. Nutuk, Atatürk Kültür Dil
ve Tarih Yüksek Kurumu Atatürk Araştırma Merkezince yeniden basılmıştır.